ay

ay
@moonlight
yaşamda sadelik, düşüncede ihtişam
“…suskunluğun yükü san­ki bir kat daha çöktü kadının üzerine, sanki yüksek ta­vanı tek başına sırtında taşıyacak, bastırmakta olan ka­ranlığı tek başına uzakta tutacaktı. O güne dek hiçbir zaman yalnız kalmadığı için bir tek kişinin bile kendisi için ne kadar önemli olduğunu hiç bilmemişti. Hava na­sıl hissedilmezse insanları da öyle değerlendirmişti hep, ama şimdi, yalnızlıktan boğazı düğümlenirken, o insanlara ne kadar ihtiyacı olduğunu hissediyor, yalan söyle­seler de aldatsalar da onların ne kadar önemi olduğunu anlıyor, salt onların yanında olmasının bile kendisine neler hissettirdiğini, onların tasasızlığını, güvenlerini ve neşelerini nasıl benimsediğini anlıyordu. Onlarca yıl insanların arasında yüzmüş, ama bu dalgalardan beslendi­ğini, onların kendisini taşıdığını hiç bilmemişti…”
Sayfa 17 - Can Yayınları (2. Basım, 2004)
Öykü
Reklam
“Yalnızlık dayanılmaz olmuştu, insanlara ihtiyaç duyuyordu, ya da hiç değilse insanların haberi­ne…”
Sayfa 14 - Can Yayınları (2. Basım, 2004)
Öykü
“Ama burada akşam ne kadar da hüzünlüydü! Karanlık çökmesinden, her şeyin silin­mesinden, ışığın solmasından başka bir şey değildi!”
Sayfa 13 - Can Yayınları (2. Basım, 2004)
Öykü
“Günden ne bekliyordu ki titrek, ağır adımlarıyla sessizliği durmadan kat eden saatine böyle huzursuzluk içinde bakıyordu?”
Sayfa 12 - Can Yayınları (2. Basım, 2004)
Öykü
“…kendisini hiç kimsenin istemedi­ği bu yalnızlık içinde o da kendisini bomboş hissediyor­du, boş, yararsız, tükenmiş ve yıpranmış…”
Sayfa 12 - Can Yayınları (2. Basım, 2004)
Öykü
Reklam