Sevgi kadar böylesi muazzam umut ve beklentilerle başlamış olan ama yine de sürekli olarak başarısızlığa uğrayan başka herhangi bir eylem, herhangi bir girişim yoktur.
Çağdaş insan işlerini hızla yapmazsa bir şey -zaman- yitirdiği kanısındadır, fakat kazandığında o zamanla ne yapacağını bilemez, o zamanı öldürmekten başka yolu yoktur.
Annenin bu yıkıcı, içine alıcı yanı, anne olgusunun olumsuz tarafıdır. Anne çocuğa can verdiği gibi, verdiği canı geri de alabilir. Yaratan ve yok eden odur, sevgi mucizeler yaratabilir ama hiç kimse onun kadar yaralayamaz.
Akıl bizi sadece kendisinin erişilmek istenen yanıtı veremeyeceği bilgisine ulaştırır. Düşünceler dünyası çelişkilere takılır kalır. Dünyayı tümüyle kavramanın yolu düşüncede değil, eylemde birliğin uygulanmasında yatmaktadır. Böylece paradoksal mantık bizi, Tanrı sevgisinin, ne kafadaki Tanrı bilgisi ne de kişinin Tanrı'yı sevdiğini düşünmesi olduğu sonucuna götürür. Tanrı sevgisi, "Tanrı'yla birliği yaşama edimidir" sonucuna varmaktadır.
İnsan asla son gerçekliği bilemez, bilebileceği sadece yokluktur. Tanrı'nın ne olmadığını çok iyi bilse bile insan, yine de Tanrı'nın ne olduğunu bilemez.