Jacques'ın gönderdiği küçük mavi zarfı çıkarıp, yavaşça parça parça ediyor, parçaların rüzgârla dans etmelerini, rüzgârın onları önüne katıp sürüklemesini seyrediyorum. Ne var ki bekleşen insanların yanına giderken aynı rüzgâr birkaç parçayı gerisingeriye bana taşıyor.
İnsanlar her şeye kötü bir sıfat yakıştırmaktan hoşlanırlar. Bu sıfatları kullanmadıkları tek zaman, kendileriyle ilgili kötü bir şey anlattıkları zamanlardır.
Belki herkesin kendine özgü bir cennet bahçesi vardı –bunu bilemiyorum– ama gerçek olan, kişinin cenneti tam anlamıyla yaşayamadan ateşten kılıcın karşısına dikildiği.