Şayet güç bir çığlıksa, insan hayatı başkalarının çığlıklarının yankıları arasında geçiyordu. Güçlünün çığlığının yankıları çaresizleri sağır ediyordu. (...) Tarihin eli hem yukarıdakine hem aşağıdakine uzanabilirdi. Zayıfların çığlığı, günün birinde kudretlileri sağır edebilirdi.
Düşünceler denizin gelgitlerine veya ayın evrelerine benziyordu; ortaya çıkar, uygun zaman içinde yükselir ve gelişir, derken alçalmaya başlar, kararır, büyük çark döndüğü zaman yok olup giderlerdi. Tıpkı çadırlar gibi gelip geçici meskenlerdi düşünceler; onlara en uygun yuva da olsa olsa bir çadırdı.