Eskiden bir ideal uğrunda yaşayacak insanlarla pek seyrek karşılaşıldığını düşünürdüm hep. Cephede pek çok insanın, hatta bütün insanların bir ideal uğrunda ölebileceklerini gördüm. Yeter ki kişisellikten uzak, kendilerinin özgür seçtiği bir ideal değil de, başkalarından devralınmış ortak bir ideal olsundu.
Sevgi, kendi içinde bir kesinliğe, bir olgunluğa ulaşacak gücü barındırabilmelidir. İşte o zaman çekilmekten kurtulur, kendisine doğru çeker karşısındakini.
“Doğmak, dünyaya gözlerini açmak güçtür her zaman. Biliyorsunuz, yumurtadan çıkarken zorlanır bir kuş. Gözlerinizi geriye çevirip sorunuz: Yol o kadar güç müydü gerçekten? Yalnızca güç müydü? Bir güzelliği de yok muydu? Bundan güzel, bundan kolay bir yol biliyor muydunuz?”
Şu an beraberlik adı altında gözlemlenen şey, bir sürü oluşumudur yalnızca. İnsanlar birbirlerine kaçıp sığınıyorlarsa, birbirlerinden korktukları içindir; beyler kendi aralarında birbirlerine sığınıyor, işçiler kendi aralarında, bilginler yine kendi aralarında birbirlerine kaçıp sığınıyorlar. Peki niçin korkuyorlar birbirlerinden? Kendi kendisiyle uzlaşamayan insan korkar yalnız. Şimdikiler korkuyorlarsa, kendi kendilerini tanımak istemediklerindendir.