Böyle bir adamın benzeri Privet Drive'da daha önce hiç görülmemişti. Uzun boyluydu, zayıftı; saçının sakalının kırlarına bakılırsa çok yaşlıydı; saçı da sakalı da kemerine sıkışacak kadar uzundu. Uzun giysiler vardı üstünde, yerleri süpüren mor pelerin, uzun topuklu, tokalı çizmeler giymişti. Açık mavi gözleri, dar çerçeveli gözlüğünün arkasından ışıl ışıl parlıyordu; upuzun, kemerli burnu sanki en az iki kez kırılmışa benziyordu. Bu adamın adı Albus Dumbledore'du.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Mr Dursley koltuğunda donakalmıştı. Bütün İngiltere göklerinde kayan yıldızlar? Gün ışığında uçuşan baykuşlar? Her yerde pelerinle esrarengiz insanlar? Potter'lar hakkında fısıltılar, fısıltılar...
''Özür dilemeyin, efendim,'' dedi, ''bugün hiçbir şey keyfimi kaçıramaz! Sevinin, o Kim-Olduğunu-Bilirsin-Sen sonunda gitti! Sizin gibi bir Muggle bile bunu, bu mutlu, mutlu günü kutlamalı!''
Ama çoğu zaman yetindiğimiz o hayırlı baht da size gülümsemez. Hayatınızı adadığınız kadın bir gün sizi terk eder ediverir ki, yirmi bir yıl yüzünü göstermemecesine... Yirmi bir yıl sonra gördüğünüz ise kendisi değil, onun cesedidir.