Duygusal bulaşım: Bebekken annelerimizin ruh durumu na ve duygularına karşı son derece duyarlıydık: O gülümsediği zaman biz de gülümserdik, kaygılanması bizi gererdi. Annenin duygularına yüksek düzey empati göstermeye hayatta kalma mekanizması olarak çok uzun zaman önce evrildik. Tüm sosyal hayvanlar gibi özellikle bize yakın olanların duygularını algı lamaya çok erken dönemde hazır olduk. Grubun üzerimizdeki üçüncü etkisi işte bu duyguların bulaşıcılığıdır.
Amaçlı enerjiyi özümseyin: Biz insanlar başkalarının ruhsal durumlarına ve enerjilerine maruz kalmaya yatkınız. Bu nedenle düşük ya da sahte amaç duygusu olanlarla temas etmekten ka çınmalısınız. Öte yandan yüksek amaç duygusuna sahip olanları bulmalı ve beraber olmalısınız. Bu kişi kusursuz bir akıl hocası, bir öğretmen ya da bir projedeki ortağınız olabilir. Böyle kişiler sizin en iyi yönünüzü ortaya çıkarırlar ve eleştirilerini daha kolay dinler ve hatta canlandırıcı olduğunu düşünebilirsiniz.
Her insan radikal biçimde özgündür. Bu özgünlük üç şekil de içimize yerleşmiştir: DNA'nın eşsiz dizilimi, beynimizin belirli donanım biçimi ve yaşamımızda başkalarından farklı olan deneyimlerimiz. Bu özgünlüğü doğumda atılan ve büyüme potansiyeli olan bir tohum gibi düşünün. Bu özgünlüğün bir amacı vardır.
"Hayatınızın uğraşını" içinizden gelen bir ses olarak düşünün. Bu ses gereksiz karmaşıklıklara düştüğünüz ya da karakte rinize uygun olmayan meslekleri seçtiğiniz zaman duyduğunuz huzursuzlukla sizi uyaracaktır. Sese kulak verince daha fazla berraklık ve bütünlük hissedeceksiniz. Daha dikkatli dinlerse niz, sizi belirli kaderinize doğru yönlendirecektir. Bu, ruhsal ya da bireysel ya da ikisinin karışımı olarak görülebilir.
Bu ses, ilgi ve hızlı ödül isteyen, içinizde sizi daha fazla bölen egonuzun sesi değildir. Bunun yerine sizi yapmanız gerekenlere çeker.