oysa nefreti, umutsuzluğu, kaosu, hiçliği ya da aşkı yoğun biçimde duyumsayanlar, her deneyimle tükenip ölüme koşanlar, dorukların dışında soluk alamayıp, her zaman, özellikle de çevrelerinde başkaları olduğunda yalnız olanlar nasıl doğrusal bir gelişim sergileyebilir ya da bir sistem oluşturabilirler?