Hayatımda hiçbir kitabı okurken bu kadar ağladığımı hatırlamıyorum. Sanki kitabı ben yazmışım ve tekrar okuyorum gibi bir his.
Yazarın kalemi kitabın akışı vs.den bahsetmeyeceğim. Ben tamamen bana hissettirdiklerine dair yazacağım bugün. Eğer acı bir kayıp yaşamadıysanız okuduklarınızı hayal edip orta derecede etkilenme olasılığınız yüksek. Gözleriniz dolabilir ya da bir kaç damla yaş akabilir biraz da duygusallık durumunuza bağlı. Eğer acı bir kayıp yaşadıysanız ve ölümün yakın bir yerlere uğradığına şahit olduysanız, okurken ağlama olasılığınız daha yüksek.
Ama bu kayıp babanızsa, kanser denen illetten kaybettiyseniz, son anlarındaki o çaresizliği babanızın gözlerinde gördüyseniz, o hayatınızın kahramanı ve güçlü adam gözünüzün önünde günden güne eriyip bebek gibi bakıma muhtaç kaldıysa, işte o zaman bu kitap sizi dayak yemişten beter edecektir.
Bir süre sonra "kitabı okumak" değil "kişisel bir yüzleşme" olayına dönüşür. Bir babanın ölümünden çok, evladının sessiz çırpınışlarını ve içten içe nasıl parçalandığını okursunuz. Bazı kitaplar okunmaz, hissedilir. Bazı kitaplar hikâye anlatmaz, hatırlatır.
İşte tam olarak böyle...
Yeri de gelmişken, kaybettiğimiz babalarımıza Allah rahmet eylesin inşallah, hepimizin cennette buluşması dileklerimle...