Daha önceden filmini izlediğim fakat okumak için sürekli ertelediğim bir kitaptı. Gerçekten çok akıcı ve heyecan doluydu. Filmden de kesinlikle daha güzeldi. Daha önce duymayanlar için kısa bir konusundan bahsedeyim. Distopik bir dünya var. Ülke sınıflara ayrılmış. Zenginler Başkent denen şehirde yaşıyor. Diğer kesim ise 12 mıntıkaya ayrılmış. Her yıl bu mıntıkadan 1 kız ve 1 erkek seçiliyor. Ve toplamda 24 kişi bir alanda toplanıp ölümüne savaş veriyorlar. Hayatta kalabilen kişi oyunun galibi oluyor. Zaten filmini kesin izlemişsinizdir. Ama kitabını da okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Bütün karakterleri daha iyi tanıyıp onların iç dünyasıyla tanışıyorsunuz. Filmini izleyip Peeta'dan nefret eden ben kitapta aşık oldum.
Açlık OyunlarıSuzanne Collins · Dex Kitap · 202433,5bin okunma
Bu neşenin uydurma, uçucu bir şey olduğu malum. Varsın öyle olsun. Kapalı bir mahzende sızan bir ışık parçası, yıkık bir duvarın taşları arasında açmış sıska bir çiçek, her şeye rağmen bir varlık, bir tesellidir.
Sör Aleksi'nin hiç dilinden düşürmediği bir söz vardı: "Kızlarım, ümitsiz hastalıkların, mukadder felaketlerin son bir ilacı vardır: Tahammül ve tevekkül. Elemlerde bir gizli şefkat var gibidir. Şikâyet etmeyenlere, kendilerini güler yüzle karşılayanlara karşı daha az zalim olurlar."
Mektepte bize bir şiir ezberletmişlerdi. İnsan, yaşadığı yerlerde beraber bulunduğu insanlara görünmez ince tellerle bağlanırmış; ayrılık vaktinde bu bağlar gerilmeye, kopan keman telleri gibi acı sesler çıkarmaya başlar, her birinin gönlümüzden kopup ayrılması, bir ayrı sızı uyandırırmış. Bunu yazan şair ne kadar haklıymış!