Ləman

Ləman
@mortoperlaliberta
Benim yalnızlığım insanlarla dolu..
Bibliyofil
Mars
Satürn
130 okur puanı
Temmuz 2020 tarihinde katıldı
Burjuvazinin dinlenme ve eğlence merkezlerinde ya da herhangi bir alanda göz önünde çalışan kadınlar için durum daha da vahimleşir. Buralarda çalışacak kadınların işle ilgili becerileri ve bilgilerinin yanı sıra dış görünüşlerinde de burjuvazinin normlarına uyması gerekir. Ve en sonu kadının düşürüldüğü durum, gazetelerin ilan sayfalarına şu şekilde yansır; “fiziği düzgün genç bayanlar aranıyor”. Bu genç bayanlar ister bilgisayar kullanarak sekreterlik yapıyor olsun, isterse bir otel restoranında servis elemanı olsun ama ille de “fiziği düzgün” olsun, burjuvazinin göz zevkini bozmasınlar. Bu genç kadınlar hem uzun iş saatleri boyunca kafa emekleri ya da fiziki güçlerini burjuvazinin hizmetine sunsunlar hem de düzgün fizikleriyle onların göz zevkini okşasınlar! Kapitalizm kadını sadece obje olarak bile sömürmekte öylesine ustalaştı ve bu sömürüyü öylesine meşrulaştırdı ki, bugün pazara sunulan her meta bu cinsellik objesiyle birlikte pazarlanıp, otomobilden fıstığa, beyaz eşyadan teknolojiye kadar istisnasız her ürün, yanında kadın objesi ile satışa sunulur hale geldi. Tekelci kapitalizm asalaklaştığı oranda iğrençleşiyor ve bu iğrençliği oranında kadın cinsini düşürüyor. Ve dahası emekçileri buna ortak etmeye çalışarak, toplumun çürümesine, yozlaşmasına yol açıyor.
İnsan ve Toplum
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Proletarya kadını sadece koşulların kadında geliştirdiği pratik düşünebilme, örgütleyebilme ve engin muhakeme gücünden dolayı da değil iki kat ezildiğinden dolayı yanına almalıdır. Çünkü kadın toplumda erkeğin uğradığı her zulme iki kat uğruyor, her acıyı çok daha fazla yaşıyor. Bu yüzden, binlerce kez daha öfkelidir. Köleliğinin, yaşadıklarının gerçek nedenini öğrendiğinde hiçbir kadın çocuklarını açlığa, yoksulluğa, ölüme mahkum eden; kendisine, analığını, kadınlığını, tüm yaşamını işkenceye çevireni asla affetmeyecektir. Hiçbir güç kadının uğradığı aşağılanma ve hakaret karşısında duyduğu öfkeyi dizginleyemeyecek ve hiçbir güç, günü geldiğinde burjuvaziyi ezilen yoksul kadınların elinden alamayacaktır! Tek başına bu öfkenin bile bugünden örgütlenebilmesi, proletaryanın saflarına katılabilmesi devrimimizi muazzam ölçüde güçlendirecektir. Proletarya kadını örgütlemeden zafer elde edemez. Proletarya kadını özgürleştirmeden özgürleşemez. Yaşasın kadın ve erkek emekçilerin devrimci mücadelesi…
İnsan ve Toplum
SORU: Neden kadınlar evlenmeden önce babalarının, evlendikten sonra eşlerinin soyadını alırlar? Yani soy takibi neden kadınlardan değil de erkeklerden yapılıyor? Bu sorunun içinde tüm cevaplar gizlidir... Soy+Adı=Soy zinciri=Fami-lia=AİLE Romalılarda evcil köle anla-mına gelen familia; zaman geçtikçe bir tek adama ait bulunan kölelerin tümü anlamını taşımaya başlamıştır. Bir tek adama ait kölelerin tümü, size bir yerlerden tanıdık geliyor mu? Aile=Özel mülkiyet=Devlet=Ataerkillik (Erkek egemen anlayış) Tüm bu olgular arasındaki ilişkiyi en açık biçimde ortaya koyan bir örnek verecek olursak şöyle diyebiliriz; bakirelik, ilk gece hakkı, devlet ve özel mülkiyet... biraz açarsak bakire bir kadın bir özel mülkiyet olarak değerlidir. Ve ataerkillik gereği babaya aittir. Baba kızını kiminle evlendirirse evlendirsin, o toprakların asıl sahibi olarak kızın ilk gece hakkı, kocasından önce toprak beyine aittir. Kısacası o topraklar üzerinde yaşayan herkes ve her şey gibi kız da, kızın bakireliği de toprak beyine aittir. “İlk gece hakkı”nın toprak beyine ait olmasını başka bir açıdan anlatacak olursak; bakirelik el değmemişlik, kirletilmemişlik, kullanılmamışlık an-lamları taşır. Kimseyle cinsel ilişki yaşamamış bir kadın da “metanın değeri” yüksektir. Dolayısıyla kadın cinsi evlilik sözleşmesi yapılıp “satılıncaya” kadar bakire kalmak zorundadır. Çünkü evlenilirken kadına edinilen bir mülk gibi bakılır. Babanın onayıyla yani belirlediği başlık parası vb işlemlerden sonra evlenilir ve kocanın özel mülkiyeti, sahip olduğu mal olunur. Artık soy+adı değişmiş “mal” el değiştirmiştir. Başka bir erkeğe ait olunur, “onun namusu” olunur. 15 yaşında hiç tanımadığı bir adamla evlendirilip 50 yıl evli kalmak, evde baş hizmetçi olmak, çocuk doğurmak ve şiddete ses çıkarmamak ahlaklı, namuslu
İnsan ve Toplum
Feminizm kadının özgürlüğünü ifade ederken en ileri söylem olarak kadının erkekten-aileden bağımsızlaşma, otoritesinden kopma ve kanunlar önünde eşit haklara sahip olma biçiminde koyar. Oysaki bir kez olsun düşünmez cinsiyetçi yaklaşım erkekler için mi, sınıflı ve özel mülkiyet biçiminde örgütlenmiş toplum için mi gereklidir? Kapitalistler cinsiyetçi yaklaşımı alabildiğine körüklerler,çünkü bu onlara en tatlı karların kapısını açar, yani ucuz kadın emeğinin sömürüsüyle birlikte, bu sayede erkek işçilerin de ücretlerini çekebildiği kadar aşağıya çeker. Bu durum çalışan erkeği de kötü koşullarda çalışmaya zorlar. Çünkü sınıflı toplum evin geçimini erkeğe yüklemiştir, ona verdiği ücreti aile geçindirme üze-rinden hesaplar. Feministlerin sorunu yalnızca cinsiyetçi bir bakışla ele alması yaşanılan nesnel koşullardan bihaber olması demektir. Kadının erkekten-aileden bağımsızlaşabilmesi için ekonomik bağımlılığına son verilmelidir. Bu ise kapitalizm altında belli ölçülerde gerçekleşmektedir, ancak kapitalizmin bizzat ürettiği işsizlik, kadını yeniden eve hapseder. Kapitalist üretim tarzından kaynaklanan onlarca çelişki ve sorun, kadını kısır bir kurtuluş döngüsü içinde bırakır. Özellikle bugünkü koşullarda kapitalizm var olabilmek için geçmişten gelen bütün gericiliğe var gücüyle sarılmaktadır. Öyle ki, uzun yıllar içinde unutulmuş olan tüm gericiliği yeniden hortlatmaya soyunmuştur. Yani feminizmin sistem içerisinde bir çözüm yolu bulmaya çalışması giderek komik bir hal almaktadır.
İnsan ve Toplum