m.

m.
@mortrisa
Oysa insan insana demdi, yara olmak nereden geldi?
Bütün mektupları unut Frida. Bazı gerçekler vardır, bıçağın ucu kadar sıcak. Gitmek istediğimiz yerler vardır, gömülmek istediğimiz şarkılar. Oysa dürüst bir hayat için yaşlanıyor herkes. Ve anılar, adresi silinmiş evlerde saklanıyor. Belki unutmayı beceremiyoruz Frida, aklımızda hep eski sözlerin yükü. Neye dokunsak, orası çamurlu gece. Nereye baksak, oradan bir rüzgâr geliyor yüzümüze. Çürümek de böyle bir şey Frida. Eşyalar yalnızlaşır, kapanır kapılar ve tavan batar tenimize. Cıvıl cıvıl günlerin rüyası giriyor uykumuza. Saçlarınla konuşuyoruz, biraz gül kokuyor. Ama daha çok kül, durmadan... Senin bu ellerin diyorum, apansız bir yaz iklimi ve odadan odaya iyi geceler müziği. Hayatın hüznü bir vedaysa eğer, senin ellerin derman yerine Frida.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
ben bir adam sevdim. sesinde taşıyordu yorgunluğunu, kimseler görmemişti, kimseler sorgulamamış, göz ucuyla dahi bakmamıştı çökmüş omuzlarına. insanların mühim işleri vardı, insanlar anlık mutluluklar uğruna harcıyorlardı tüm zamanlarını. kimsenin kimseye ayıracak bir bağı yoktu. herkes gizli bir sır gibi kendilerine saklıyordu gönül bağlarını, inanmaktan noksanlardı. bir adam sevdim ben, telefonun bir ucundan nefes alışıyla tanıdığım. kalbinin yorgunluğunu avuçlarımın içinde hissettiğim, öyle şefkatli, öyle sabırlı ve öyle hisli yaklaştığım güzel bakışlarına. attığı adımların derinliğini, içi yanarken yüzüne vuran o kış serinliğini, uykulu gözlerindeki mağrurluğunu... kalabalıklar ortasındaki yalnızlığını, bir Uygar Doğanay türküsüne saklamasını duygularını, bağlandığını gördükçe kaçtığı, kimselerin görmediği, belki kendinin dâhi bilmediği o küçük mütevazi kabuğunu.. her şeyini hissettiğim bir adam sevdim. o adam ki pırıl pırıl göz bebekleri. herkesten gizlediği göz bebeklerinde saklardı beni. o adam ki, gezegeni taşırdı gözlerinde, bilmezdi. bir ağlasa iç yangını alır başını giderdi günler geceler boyu. bir anlık tebessüm etse, kaçardı tüm kara bulutlar içimden. sesiyle gülerdi dünyanın tüm acı yanlarına.
Gözümün önüne geldi birden, balkıyan güzel yüzün. Ve yüreğim yandı söndü, ter bastı avuçlarımı. Bir işlek kovan uğultusu, kapladı kulaklarımı. Uzandım usulca cigarama; Yavan ömrüme katık. Ben o gün öldüm gülüm, bir daha ölmem artık.
Git gide azalıyorsun içimde. Eskiden daha çok özlerdim seni, gözlerim dolardı hatırladıkça. Unutuyor muyum, alışıyor muyum bilmiyorum. Kırgın da değilim artık. Kızgınlığım yalnızca kendime. Ne vardı da böyle çok sevdim sanki seni. Hiç kurmasaydım o hayalleri, silip atsaydım bendeki resimlerini. Sen her "gidiyorum' dediğinde, bu kadar küçük düşürmeseydim kendimi. Ama farklı bu sefer. Git gide azalıyorsun içimde. Sahiden unutuyor muyum, uyutuyor muyum yüreğimi bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa, yalnızca yüzünü unutmaktan korkuyorum. Gel diye yazmıyorum bunları sana. Sadece seni böylesine çok sevmen neyine yetmedi onu merak ediyorum. Bunca acıyı çekmeme rağmen, sana hiç dokunmayacak olmam yakıyor canımı. Ama bir başkası, bunların hiçbirini yaşamadığı hâlde sana sahip olacak.
bugün tutmadılar elinden, her gece düştüğün o uçurumlardan tutup çekmediler seni, yokluğunu hissetmedi kimseler, merak etmediler bugün. saç tellerini kırdılar, kalbini kırdılar, her geçen gün vurdular seni, fark etmediler. seni bugün sevmediler, öpmediler parmaklarından, bir şiir yazmadılar sana, bir şarkıda geçmedi adın, bir çiçeğe benzetilmedi kokun, bugün seni tanımadılar, gözünün içine bakmadılar hayran hayran, bugün seni kırdılar.