lavanta

lavanta
@mortus
kimsesizliğin gölgesinde bir çocuk tutar ellerimi.
Can Yücel
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin onu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. "O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan bir şeylerin... Mesela gökkuşağı senin olacak. İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya, ya da pembeye. Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...
Şiir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Parantezler açıyorum beni sevişine ama cümlelerin sonuna nokta koyamıyorum hâlâ.
seni ben kallavi sokağı'nda gördüm, sen beni görmedin görmedin. kapıları çaldım adını sordum söylemediler, öğrenemedim. seni ben kallavi sokağı'nda gördüm, bir daha görmedim, bilmedim. belma sebil adını yakıştırdım. aklıma geldikçe her sefer gözlerinin mavisini bitirdim, saçlarının siyahına başladım. kallavi sokağı'nda güvercinler benim karanlık istanbul'um. bir esnaf kahvesine oturdum. belma sebil ya geçti ya geçer. rüzgarını içime doldururum. kallavi sokağı'nda güvercinler bunca yıl sönmemiş umudum, nisan değilse mayıs, perşembe değilse pazar, ben belma sebil'i bulurum.
Şiir
Beni bana anlattım.
Bugün büyüdün işte, bugün tamda olmam gereken yaştan kat be kat daha büyük oldum. Bir şeyleri kavradım, birilerini öldürdüm içimde, birilerini yeniden yaşattım. Yeniden başlamak için hayata bir adım daha attım. Çelmesi ne zaman takılır bilmem ama bugün adım atmayı öğrendim. Gerçekten düşünmeyi öğrendim, bir şeyler için mücadele etmeyi belki savaşmayı. Hiç istemesemde çok değer verdiğimide bıraktım. Yanındayım diye beni yarı yolda bırakanı da. Drama gerek yok, Mavera bugün büyüdü. Yaşını buldu, karakterini, kimsesizliğin o kadar gerçek olduğunu. Savaşmak için bazen kollara ve ayaklara sahip olmaman gerektiğini. Kılıcın keskinliğinin önemli olduğunu. Kalbiyle mücadele ededin kaybettiği dünyayı gördü, iyi niyetin nasıl hiçe sayıldığını. Büyüdüm ben bugün, 19'a düşman olarak değil bundan sonraki tüm sayılara küskün ve düşman olarak büyüdüm.
bir bir söndürdüm izmaritleri küllüğümde, bir bir yaktım ve söndürdüm. her birine bir dert verdim sonra da küllerini savurdum. geçmedi benden bir şey, anıları deştim bu gece en ağır geleni seçtim, en acı vereni. sonra yaktım. geriye bir avuç kül kaldı ve birazda izmarit. hani çocukken kokusu bile nefesimizi kesen, bizi öksürten sigara, dertlerime isim olup dudaklarımda söndü. her nefes biraz daha boğdu beni, gözlerimi yaşarttı, boğazımı yaktı ama alıştırdı işte. babamı sevmek gibi bir alışkanlık oldu bende, annemi özlemek gibi, değer istemek gibi bir alışkanlık oldu. bir paket, iki paket üç paket... sonrası yok, saymak yok. acılar küllere dönüştü ve havaya karıştı. şimdi her yer pis, maviler gri, yeşiller kahve, dudaklar mor.
Yazı Bana Ait..'