Ardına bile bakmadan çıkıp gittiğin o kapıdan beni de götür istedim. Beni de al yanına, misal bir umut. Bekledim, arkana dönüp beni görmeni. Nasıl bir enkazda bıraktığını gör istedim. Görmedim beni. Enkazımı süpürüp attılar. Seni de alıp götürdüler. Beni büyüttüler ve seni de içime gömdüler. Kurtar beni buradan diyemedim. Beni götür burdan, yanına al diyemedim. Ben neyim şimdi bilmiyorum. Omuzlarım bir o kadar zayıf, düşüncelerim bir o kadar fazla. Görmemem gereken yerlere koşup gidiyorum. Duymamam gereken şeyleri kapı ardından dinliyorum sonra yıkılıyorum böyle. Seni unutalı kaç gün oldu diye sormuyorum kendime artık çünkü seni unutamıyorum. Mümkün mü hiç yaşanmamış bir şeyi bir umut yaşayacağım hayaliyle bekleyip içinde bitirmek? Bitti dediğim noktada başka biri benzedi sana. Ona karşı kullandım tüm sevgimi. Tanrıdan reva mı bu? Seni seveyim diye karşıma çıkarıp sonra tekrar benden alması reva mı? Hangi günahın bedeli seni sevmek, hangi cezanın, hangi imtihanın?