kafamızdaki çizgilere âşık oluyoruz.
içini kendi renklerimizle boyuyoruz.
ve o renklerin doğru olmadığını anladığımız an, o resimler tekrar siyah beyaz kalıyor.
renklerimizi kaybediyoruz.
o kişiyi kaybediyoruz.
bir daha asla onu eskisi gibi görmüyoruz.
elimi tutup kendi göğsüne bastırdı.
sanki kendi ellerinin, duygu kırıntıları kalan kalbine dokunmaya hakkı yokmuş gibi.
"şurası bazen öyle bir atıyor ki,
kurduğum bütün binalar yıkılıyor."