“İliklerimize kadar işleyen bu gözü dönmüş fırtınayı
Çok önemsiyorsun sen. Öyledir belki sana göre,
Ama hastalığın büyüğü bulunduğu yerde, küçüğü hissedilmez.
Bir ayıyla karşılaşsan elbette kaçarsın,
Ama kaçtığın yol çıkıyorsa kükreyen denize,
Döner, kapışırsın ayıyla.
Ruh huzurluysa, beden duyarlıdır.
Oysa ruhumdaki fırtına köreltti tüm duygularımı,
Yalnız şuramda, içime oturmuş, beni kıvrandıran bir şey var:
Evlat nankörlüğü!
Bu, tıpkı ona ekmek veren eli ısırmak gibi değil mi?”