Mekke'nin uzak mahallelerinden birinde
bir Yahudi bağırıyordu. Feryat gibi, figan gibi:
"Ey Yahudiler! Bu gece Ahmed'in yıldızı gökte parlamıştır. Biliniz ki Ahmed bu gece, bu şehirde doğdu."
Evet, beklenen doğmuştu ve insanlar onu Habibullah Muhammed diye çağıracaklardı. Ne güzel bir unvan, ne güzel bir isim! .. Ben elbette ona yine "gül" diyeceğim, Kâinatın en güzel gülü;İbrahim'in müjdesi.
Şifa Hatun'un kucağında bir nur bebek oldu; kâinatın beklediği kurtarıcı. İnsanlığın övüncü ve güzelliğin menbaı. Ebedi cömertliğin o deryası, diğer nebiler o deryada birer dalga. Dünya bir sadef, o incisi. İlahi nurun hem meyvesi, hem çekirdeği. Gönül hastalarına tabib, hasret gönüllere habib. Karanlık ruhlara çerağ, nebiler tespihine imame.