Birinci cins bilgi her zaman;
"söylenti yoluyla bilgi" ,
"bulanık deneyim" yoluyla, "işaretler yoluyla" yada "inanç","kanı","tahayyül" olarak adlandırılan şeyin niteliklerine sahiptir.
Burada her zaman "tümevarım" dediğimiz şey yani evrensel mefhumu yarın "bize kendilerini hisler aracılığıyla sakatlanmış karışık ve zihin için düzensiz bir şekilde gösteren" tekil deneyimlerden hareketle oluşmaları söz konusudur.
Dolayısıyla birinci cins bilginin özü tekil birşeyin duygusal algısıdır.
İkinci cins bilgi her zaman "akıl" olarak adlandırılır.
Genel ya da evrensel / tümel özelliklerden hareketle doğru bir sonuca varmayı sağlayan bir düşünce hareketi söz konusudur. Dolayısıyla bu "Tümdengelim" dediğimiz şeye tekabül eder.
Burada esas olan genelliğin içinde dolaysız olarak konumlanmak ve düşüncenin diskursif olmasıdır.
Yani ikinci cins bilgi ilk bilgi ile birebir zıttır.
Üçüncü cins bilgi ise "Görü" olarak adlandırılır.
Açık görü "deurzigtighed"
Görüsel olarak "intuitive"
Görüsel bilim"scientia intuitiva"
Bu bilgi türü ilk bilgi türünün belirli bazı karakteristiklerini kendinde taşır.
Tekil bir şeyin dolaysız bir algısıdır.
Gözün değil, zihnin görmesi..
Spinoza'nın çalışmalarında da görebileceğiniz üzere ; birinci cins bilgiden üçüncü cins bilgiye geçişin şeması açıktır ve ikili bir aşamadır.
Duyusal, tikel ve bu açıdan sınırlı olan algının akılda yani evrenselde aşılması ; sonrada tekili olduğu gibi kavramakta yetersiz olan tümelin kendisinin bir nevi düşüncenin algısı olan akli bir görüde aşılması.