"..Bir insanın sana aşık olmasını sağlayan altı sözcük vardır. Güçlü bir adamın iradesini kıracak on sözcük bulunur..".
Kitapta bu on sözcüğün ne olduğundan bahsedilmiyor ancak son sayfaları okuduktan sonra düşünüyorum da giriş ve kapanış bölümlerinin adı olan "Üç Kısımlı Sessizlik" sanırım bu on sözcükten sadece birkaçı. Bu üç sözcük bile benim irademin kırılmasına ve bu esere bağımlı hale gelmeme yetmiş ve artmıştı bile.
En son ne zaman bir kitabı bitirdikten sonra hem bu kadar tatmin olmuş hem de bu kadar boş hissettiğimi hatırlamıyorum. En son ne zaman bir kitabı bitirdikten sonra "bu yeterli değil daha fazlası olmalı" diyerek zaten okuduğum sayfaları tekrar okuyarak evrene ve hikayeye dair daha fazla şey bilmek isteğimi bastırmaya çalıştım hatırlamıyorum.
Rüzgarın adını bir arkadaşımın önerisi ve kıtabı ödünç vermesiyle okumaya başladım. Dizi, film ve diğer çoğu tüketilebilir içerikte olduğu gibi kitaba başlamakta ve devamını getirmekte zorlandım, bir iki kez bırakıp baştan başladım ama nihayetinde Patrick Rothfuss sihirli kelimeleri ve anlatısıyla beni esir almayı başardı.
Bir an önce serinin sonraki kitabına başlamak istesem de ikinci kitabı bitirdikten sonra da aynı hislere kapılacağımı bilmenin korkusu beni şu an durduran tek etken. Üstelik üçüncü bir kitabın olmamasından dolayı, bu seferki kadar şanslı olmayacağımın da bilincindeyim.
Fantastik ve tarihi kurgu türlerine ilgisi olan ve hatta olmayan, sadece iyi bir kitap okumak isteği duyan herkese gözüm kapalı tavsiye edebileceğim bir eser.