“Osmanlı taşrasında gündelik hayat, devletin sürekli görünen değil ama daima hissedilen bir varlık olarak birey davranışlarını biçimlendirirdiği bir zeminde şekillenir. (…) Böylece birey, devleti fiilen çağırmasa da gölgesini bilir, varlığının bilincindedir ve ona göre konum alır.”
“Osmanlı toplumunda silah taşıma hakkı sıkı denetim altındadır ve bu yetki güvenliği sağlamakla görevli kesimlerle sınırlıdır. Ehl-i örfü öne çıkaran en belirgin unsur da bu silah taşıma ayrıcalığıdır. (…) Kılıçlar, süsleme el tabancalar ve benzeri araçlar devletin tekelini, sadakati ve iktidarın sembolik gücünü temsil eder. Ehl-i örf, bu silahlarla güvenlik sağlamakla kalmaz; köylüler üzerinde kalıcı bir korku atmosferi de yaratır.”
“Osmanlı toplumunda kişinin yerini belirleyen temel ölçüt, ‘el âlem ne der’ anlayışıdır. Söylentiler, iftiralar ve toplumsal yargılar, birini yüceltebilir ya da hızla yerle bir edebilir. Bu yüzden herkes, sosyal sermayesini korumak için adımlarını dikkatle atar.”
“Doğuya doğru hareket eden İskandinav yerleşimciler Kiev civarında ve benzer yerlerde Slav toplumunun parçası oldular, ’Rus’ olarak tanındılar. Bu kelime yavaş yavaş modern bir ulusun adına evrildi.”
“Gammazlık, edinilen bilginin otoriteye taşınmasıyla işleyen dikey bir ihbar türüdür. Dedikodunun mahalle içinde yatay biçimde yayılması gibi, kanmazlık da bu bilginin merkeze yönlendirilmesini sağlayan denetim yollarından biridir. Kadı, subaşı veya diğer yöneticiler, mahalledeki ihbarlar aracılığıyla haberdar edilmiş; bu bilgiler kimi zaman doğrudan müdahalenin gerekçesi olmuştur.”