Yakın dönem İngiliz edebiyatının etkili yazarlarından Rooney'in ilk romanını keyifle okudum. İnsanın sıkışmışlık hissini ve sıkıştıkça dini kaynaklardan teselliler arayışını, inanç meselesinin karmaşıklığını Frances üzerinden oldukça iyi betimlemiş; burada biraz kendimi buldum. Geleneksel eş rollerinin ve değerlerin sorgulandığı günümüz ilişkilerini gerçekçi bir şekilde işlemiş. Stresin fiziksel yansımalarına da olay örgüsünde incelikle değinmiş. Psikolojik ve sosyolojik açıdan pek çok konu üzerinde düşündürücü(evlilik, inanç, anne-baba ile ilişki, travmalar, manipülasyon) bir eser.
15 yıl önce ilk kez okumuş, sonrasında bir şekilde kitabı kaybetmiş, hatta adını bile unutmuştum. Yıllardır kitabın adı aklıma gelmiyordu, fakat kitaptan aldığım keyfi ve Missing hastanesinin adını hiç unutmamıştım. Bunca yıl süresince ara ara aklıma gelip Missing hastanesi yazıp aratarak araştırmama rağmen kitabı bir türlü bulamamıştım. Birkaç hafta önce, hayatımda ilk defa rüyamda bir kitabın kapağını açıp okuduğumu gördüm: Gözyaşı Kapısı...Uyanır uyanmaz kitabı sipariş ettim. Yeniden okumam için gelen işaret, beni on küsür yıl sonra bu harika esere yeniden kavuşturdu, çok şükür..
Bir solukta okudum. Hayli ufuk açıcı bir söyleşi. Bir kez daha Celal Bey'in şahsına münhasır bilim aşkı ve öğrenme tutkusuna tanık oluyorsunuz. Hakikati anlayabilmek için bazı hususlarda gözlerimizin önündeki perdeleri kaldırmaya, tarafsız bakabilmeye öncelikle niyet etmeliyiz. Etme cesaretini gösterenler için ümit verici, yol gösterici.
Trajedinin içinde aşkın en güzel halini görüyoruz. Sosyokültürel normların koyduğu engellere, devrin kaotik atmosferine inat ayakta kalmaya çalışan pür sevda. Hatırda kalıcı.