Hatalar yapacaksın. Kararlar alacak ve bazen o seçimlerinden dolayı pişman olacaksın. Bazen doğru bir seçenek olmayacak. Sadece birçok kötü seçenekten birinde karar kılman gerekecek. Sana bunu başarabileceğini söylememe gerek yok; başarabileceğini biliyorum.
Neden ?" diye sordu Rowan. "Onu neden kurtardın ?"
"Çünkü o altın saçlı cadı, Asterin..." dedi Aelin. "Manon'ın adını benim senin adını haykırdığım gibi haykırdı. Bir başkası için dünyalara bedel olan birinin canını nasıl alabilirim ? "
Rowan donakaldı..
Cadının saçları ay ışığının can bulmuş hali, gözleri ise parlatılmış altınlar gibiydi.
Aelin'in gördüğü en güzel kişiydi bu.
Ve en korkunç. Aelin cadının yürürkenki çalımının ancak ölümsüzlere has olabileceğini düşündü ; cadının kırmızı pelerini sırtının gerisinde dalgalanıyor, deri binici giysileri zarif bedenini sarıyordu. Yaşayan bir silah ; uçuş lideri buydu işte.
Erkek sisin arasından çıktı ; uzun boyluydu. Bir iki santim farkla da olsa belki Aedion'dan da uzun. Yapılıydı. Soluk gri cübbesi ve kapüşonunun altında bolca silah taşıyordu. Aelin bir adım öne çıktı.
Sersemlemiş gibi, bir adım.
Titrek bir nefes verdi. Sonra ağzından kısa, iniltili bir ses çıktı... Bir hıçkırık.
Ardından ara sokakta koşmaya başladı. Rüzgârlar ayak bileklerini itiyormuşçasına.
Erkeğin üzerine atıldı. Ona öyle bir çarptı ki bir başkası o çarpmanın etkisiyle gerisin geri taş duvara çarpardı. Fakat erkek onu tutup kendisine çekti. Adamın devasa kolları Aelin'i sıkıca tutup havaya kaldırdı. Nesryn ikisine yaklaşmak için hareketlense de Aedion onu elini koluna koyup durdurdu.
Aelin hem gülüyor hem ağlıyordu. Adam ise sadece ona sarılıyordu. Kapüşonlu başını Aelin'in boynuna gömmüştü. Aelin'i bir nefes gibi içine çekermişçesine.
"O kim ?" diye sordu Nesryn.
Aedion gülümsedi. "ROWAN."
.