Hayatta olan anne babanın zarar vermiş olabileceğini kabul etmek ne kadar zorsa,ölen anne babayı suçlamak daha da zordur..."Ölen hakkında kötü söz söylenmez" herkes tarafından bilinçsizce tekrarlanan basmakalıp bir nasihat olsa da,bu düşünce tarzı, ölen ebeveynle yetişkin çocuğun arasında var olan problemlerin çözümünü engeller.
Toksik anne babaların yetişkin çocukları, genelde farkında olmadan, geçmişlerinde yaşadıkları ve hissettikleri gerçekleri bilinçaltına itiyor, o gerçekler hiç yaşanmamış gibi davranıyorlar.
Bir çocuğun özsaygısı zarar gördükçe bağımlılığı artar ve bağımlılık arttıkça da anne babasının onu korumak ve ihtiyaçlarına karşılık vermek için var olduklarını düşünmeye başlar...Anne babası ne kadar toksik olursa olsun onları tanrılaştırma ihtiyacı her çocukta vardır.
İşte çocuk, tıpkı Antik Yunanlılar gibi, tanrısal anne babasının merhametine sığınır ; bir sonraki şimşeğin ne zaman çakacağını bilemez.Fakat toksik anne babaların çocukları, bir sonraki şimşeğin eninde sonunda çakacağını çok iyi bilirler.Bu korku çocuğun içine işler ve onunla birlikte giderek büyür.Ne kadar başarılı olursa olsun, zamanında hasara uğramış her yetişkinin özünde aslında bu çaresiz ve korku dolu çocuk vardır.