Dük Leto`nun Arrakis`in tehlikelerini fark edemediği, gözü kapalı tuzağa girdiği söylenir. Ama sürekli büyük tehlikelerle yüzleştiğinden bu seferki tehlikenin boyutunu yanlış hesaplamış olması daha mümkün değil midir? Veya belki de oğlunun daha iyi bir hayata sahip olabilmesi için kendini bilerek feda etmişti? Eldeki tüm kanıtlar, Dük`ün kolay kolay kandırılamayan bir adam olduğunu gösteriyor.
Leydi Jessica`nın o zor zamanlarda ayakta kalmasını sağlayan neydi? Şu Bene Gesserit atasözünü iyice düşünürseniz belki yanıtı bulursunuz: "Sonuna dek izlenen yol insanı hiçbir yere götürmez. Bir dağın gerçekten dağ olup olmadığını anlamak istiyorsanız, ona biraz tırmanmanız yeter. Dağın tepesine çıkarsanız dağı göremezsiniz."
Muad`Dib`in Arrakis koşullarını çabucak öğrenmesi birçok kişinin dikkatini çekmiştir. Bene Gesseritler bunun sebebini biliyor elbette. Diğerleri içinse şunu söyleyebiliriz ki, Muad`Dib`in öylesine çabuk öğrenmesinin sebebi, ilk eğitimini öğrenmek üzerine almış olmasıydı. Bu konuda aldığı ilk ders de öğrenebileceğine inanması gerektiğiydi. Pek çok insanın öğrenebileceğine inanmaması, daha da fazlasının ise öğrenmenin zor olduğuna inanması afallatıcıdır. Muad`Dib her deneyimin bir ders taşıdığını biliyordu.
Bene Gesseritlerin Missionaria Protectiva yoluyla efsaneler aşılayıp yayma sistemi, Leydi Jessica ve Arrakis ile doruğa ulaştı. B.G. personelinin güvenliğini artırmak adına, bilinen evrene bir kehanet izleğinin tohumlarını saçma yönteminin işe yararlığı uzun süredir kabul görse de, ilk kez kişiler ve koşullar öylesine elverişliydi. Kehanet niteliğindeki efsaneler Arrakis`te öyle kök salmıştı ki, birtakım terimler (örneğin Rahibe Ana terimi, hatta Canto ve Respondu Ayini ve Panoplia Propheticus`un Şeriat kısmının büyük bölümü) benimsenmişti. Leydi Jessica`nın henüz harekete geçmemiş yeteneklerinin mazur görülemez ölçüde küçümsendiği de günümüzde artık genel bir kanıdır.