"Sen, sana haksızlık edeni bile onlara yük olmayacak efendilikte hayatından çıkarıyorsun, onlar sana sen her şeye yazık etmişsin gibi bakıyor. Oysa sen kendini olanları affederek daha fazla arkandan vuramazdın, nasıl baktıklarının artık önemi yok."
Sen her şeyin farkındayken, neyin neden yapıldığını adın gibi bilirken karşındaki insanın seni aptal yerine koyup üstüne paranoyaklıkla suçlaması. Keşke artık yalanın bile kalitelisi bizi bulsa da saygı duysak.
“Sonra bir şeyler olur adını koyamadığın ve artık eskisi gibi olamazsın.” demiş Bukowski.
Yahya Kemal ise şöyle metaforize etmiş bu durumu: “Bir tel kopar, ahenk ebediyyen bozulur.” Bir tel kopar içimizden, adını da koyamayız ve artık ne eski ahenk kalır ortada ne de eski sen. Yahya Kemal Beyatlı
Kafka, Milena’ya yazdığı mektuplarından birinde; “Bazen içinde bulunduğunuz durumu anlatmak için kelimeler aciz kalır. Bazı durumlarda sadece acı çekilir.” diyor. Bu böyledir. Kelimeler bazen bazı acıları anlatmaz. Bazen sadece susarsın ve acını yaşarsın. Cehennem, anlatamamaktır..