İnsan hayatı boyunca birçok kitap okur ama bazı kitaplar insanın kalbinde ve zihninde farklı bir yer edinir, farklı bir tat bırakır ya. Uçurtma Avcısı da benim için bu kitaplardan biri oldu.
Aslında çok popüler olan, çok satılan, herkesin okuduğu ya da seyrettiği, üzerinde çokça konuşulan kitaplara ya da filmlere genelde mesafeli dururum. Bu şekilde düşünen insanların sayılarının da az olmadığını biliyorum. Genelde de bu tür kitapları okuduğumda ya da filmleri seyrettiğimde de övgülerin ve yorumların fazla abartıldığını düşünmüşümdür. Bu nedenle de o kadar zaman gözümün önünde olmasına rağmen okumayı ertelemiştim hep ama bu önyargımın "Uçurtma Avcısı" için hatalı olduğunu kabul ediyorum (Bu duyguyu bir de "Kürk Mantolu Madonna"yı okuduğumda yaşamıştım).
Hayata Afganistan'da toplumsal statüsü ve maddi açıdan sorunu olmayan bir ailede başlayan Emir'in Afganistan'da geçen çocukluk ve ilk gençlik yılları, Rus işgali ve ardından gelen Taliban yönetimi nedeniyle ülkede yaşanan karışıklıklar ve değişim, evde çalışmakta olan Hazara bir aile ve bu ailenin çocuğu Hasan ile arkadaşlıkları, babası ile ilişkileri, toplumda mevcut farklı sınıftan insanlara yönelik ayrımcılık, ülkede yaşanan değişim sonrasında ülkeden kaçışları, ama geçmişinden kaçamaması...
Kitabı okuyacaklar için daha fazla spoiler vermek istemiyorum. Ancak son zamanlarda okuduklarım arasında beni en çok etkileyen kitaplardan biri oldu açıkçası "Uçurtma Avcısı".
Okuyucu Afganistan'ın nasıl bir değişimden geçtiğine de tüm çıplaklığı ile şahit olmaktadır. (Bence Türkiye'nin de, tamamen aynı olmasa da benzer bir değişimin eşiğinde olduğu şu günlerde) "Uçurtma Avcısı"nı henüz okumamış olan tüm kitap severlere şiddetle tavsiye ediyorum.