Hikayelerimin başka hikayelere benzemesi ağrıma gidiyordu...Her şey benden önce olmuşsa, bana olacak bir yer, durum kalmıyor muydu? Bana ait tek kişilik bir iskemle, oda yok muydu bu dünyada?
Tütünümü, anahtarımı aldım, evden tam çıkıyorum, bir şeylerin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim. Önemsemedim. Yol, bana uygun bir ruh önerebilirdi. Kapıyı çektim, kilidin dili yuvasına otururken Nereye? dedi. Aldırış etmedim, çıktım.
Pancardan almamız gereken esas ders şudur:İnsan, yanağındaki ilahi renge,içindeki doğal pembeliğe sarılmalı yoksa kahverengiye dönüşür.Kahverengi olmak da, insanın masmavi keskinliğinin resmidir.Çivit kadar mavi.Onun da ne anlama geldiğini bilirsiniz
Doğduğumuz zaman yuvarlak, keskin, saf bir yüzümüz vardır. İçimizde evren bilincinin kırmızı ateşi yanar durur. Ama yavaş yavaş, bizi, ana babalar yer, okullar yutar, sosyal kuruluşlar emer, kötü alışkanlıklar kemirir, yaş ise tüketir. Sindirildiğimiz zaman, tıpkı ineklerdeki gibi altı mideden geçtiğimiz zaman, pis bir kahverengi tonunda çıkarız.