Günümüzün en yaygın ve en görünmeyen hissi: Geride kalma korkusu. "Okumamak" değil mesele, "konuşamamak". Fikrinin olmaması. Gündeme dair bir şey diyememek. Ve bu boşluğu hızla doldurmak gerekiyor. Kitap artık sadece kitap değil; sosyal konumun, entelektüel vitrinin, sanal profilin bir parçası hâline geliyor
"Yil bitmeden okunması gereken 100 kitap" gibi hedefler, paylaşılacak bir listeye dönüşüyor ama kitapların alınması, bitirilmesi ya da içselleştirilmesi değil; paylaşılması öncelik kazanıyor. Kitabın yanında mum, kahve fincanı, sepya filtre gibi "iyi bir görsel için kullanılan ögeler belirginleşiyor. Yani ezberlenmiş bir "okurluk hâli estetiği yerleşiyor. Bu tür paylaşımlar bazen okuma deneyiminin yerine, "okur gibi görünme" halini koyabiliyor
Okumak sadece öğrenmekle değil, kendini inşa etmekle de ilgili. Oysa bugün kitaplar bazen yalnızca görünür olmak için okunuyor. Hatta bazen hiç okunmadan gösteriliyor.
Neredeyse sokakta yaşadıkları ve aç oldukları belliydi. Kadın kendi parasını sokakta gitar çalan bir adama verdi. Onunla kendi dünyası arasında bir bağ kurmuştu. Üstelik verdiği parayla kimse bir bardak su bile içemezdi.