özenle soyduğum şu elma söyle şimdi kimindir özenle ne yapıyorsam bilirsin artık senindir
suya giden adam mesela omuzunu eğri tutsa güneş su ve adamın omzundaki eğrilik senindir
ayağa kalkarsın, adına uygunsun ve haklısın kararan dünya bildiğin gibi sık sık senindir
kararan dünya, yeni bir güle bir ateş parçasıdır bir ateş parçasından arta kalan soylu karanlık senindir
bir deneyli geçmişi aldın geldin yeniyi güzel boyadın ben bilirim sen de bil ilk aydınlık senindir
benim sevdiğim su senin suyunun öz kardeşidir senin soyunun bıraktığı güçler artık senindir
çünkü bir silah gibi tutarsın tuttuğun her şeyi her yeri bir uyarma diye tutan ıslık senindir
senindir ey sonsuzveren ne varsa hayat gibi tutma soluğunu, genişle, öz ve kabuk senindir
ey en güzel görüntüsü çiçeklere dökülen bir çavlanın aşkım, sonsuzum, bu dünyada ne var ne yok senindir
Turgut Uyar
Ve belki de en beteri: Kendimizi iyileştirmeye çalışırken, kendimize tapan varlıklara evrimleşmemiz. "Korunuyorum" bahanesiyle herkeste bir bencilleşme hâli.
Zihnimin tavan arasını toplarken evimin balkonundaki basit huzuru iskalamışım. Kendimle fazla hemhâl olmaktan, akıp giden sıcaklığı anbean kaçırmışım... Ruhumun karanlık çekmecelerini tasnif etmişim, ömrümün baharında esen rüzgârı duyamaz olmuşum. Fark etmeye çabalarken fark etmeden ölmüşüm.
Sessizce gömülmüşüm.