Dağıldık. Empati, yerini kişisel konfor alanlarına bıraktı. Artık kimse bir kavganın ortasında kalmak istemiyor; küsleri barıştırmak bir tür duygusal "İşçilik" sayılıyor. Ortam gerginleşince kimse araya girmiyor; herkes "benim huzurum bozulmasın" naralarıyla Uber çağırıyor. Trafiğe bile razı; yeter ki duygusal kaos momentumuna kapılmasın. Aman ha! Ruhumuzun derinliklerinde bir yer çatırdamasın
İçimize görmüldük, kendimize kilitlendik ve en ufak yarasını iyileştirmeye çalışan hissiz ama aşırı bilinçli weirdolara dönüştük. Nece tuhaf bir hâldir?
Seven birisi için sevgiliyi görmenin hiçbir sözcük ya da kucaklayışla karşılaştırılamayacak bir bütünlüğü vardır; bu bütünlük, geçici olarak, ancak sevişmeyle sağlanabilir
Geçmiş içinde yaşanacak bir şey değildir. Eyleme geçerken içinden bir şeyler çekip çıkarttığımız bir sonuçlar kuyusudur
Geçmiş hiçbir zaman olduğu yerde durup yeniden keşfedilmeyi, aynıyla, olduğu gibi tanınmayı beklemez. Tarih her zaman belli bir şimdi'yle onun geçmişi arasındaki ilişkiyi kurar. Demek ki şimdi'den korkmak eskiyi bulandırmaya yol açıyor.
İnsanların Cehennem'in gerçekten var olduğuna inandıkları Ortaçağ'da ateşin bugünkünden çok değişik bir anlamı vardı kuşkusuz. Gene de onlardaki bu cehennem kavramı -yanıkların verdiği acıdan olduğu ölçüde ateşi her şeyi yutan, kül eden bir şey olarak görmelerinden doğmuştur.