Kapitalist üretim tarzı kadar sürekli ve kapsayıcı bir biçimde geleneği parçalayan, geçmişi geçersiz kılan ve yadsıyan başka hiçbir şey yoktur.
Brecht'in dediği gibi "Radikal olan, komünizm değil kapitalizmdir."
Köylü deneyimi, yalnızca dünyanın en evrensel deneyimi değil, aynı zamanda en eski deneyimidir. Köylü yaşamının durağan ve de-ğişmez olduğu görüşü, kente özgü bir görüştü; farklı bir değişim anlayışına ve cehalete dayanıyordu. Bütün köylü toplulukları değişir ve evrimleşir, yaratıcı tekniklerimizin çoğu bir zamanlar bu topluluklarda doğmuştur.
Ancak, değişiklikler ve yenilikler hiçbir zaman köylülerin değerler sistemini dönüştürecek biçimde olmamıştır
Modern tarih, eskide kalmış dinsel lanetleme kategorilerinden bazılarına yeniden varlık kazandırdı
Kırsal kesimdeki insanlar, yiyeceklerini kentsel bölgelerden satın almaya zorlanıyorlar. Gecekondu bölgeleri beş yılda bir iki katına çıkıyor. Kısa sürede bütün dünyada bu tür bölgelerde oturanların sayısı yüz milyonu bulacak.
Her yıl köylülerin sayısı azalıyor.
Tahminlere göre 1990'lara gelindiğinde dünya nüfusunun yalnızca yarısı kırsal bölgede yaşıyor olacak. Bunların ortadan kalkması, trajik ya da olumlu bir gelişmenin parçası olabilir. Serbest pazar dünyasında milyonlarca köylü gecekondu bölgelerinin limbo'suna atılıyor.
Modern teknolojiye sahip, tümüyle gelişmiş bir kapitalist ekonomide ülke nüfusunun yalnızca %5'inin toprakta çalışması yeterli oluyor; bunların da hiçbiri köylü gibi çalışmıyor ve yaşamıyor.