Günümüz Müslümanlarına Ebu Talip kompleksinin yansıdığına tanık oluyoruz. Ebu Talip Mekkeli kadınların kendisine "atalarının dininden döndü derler" kaygısıyla kelime-i Şehadet getirmekten kaçırmıştı. Șimdi kimileride Ebu Talib'in bu mülahazasını benimsemiş görünüyor. Onlar da Ebu Talip gibi birtakım "ilmi safsatalara" bakarak teslimiyetten kaçınıyor. En azından yapmaya kalkıştıkları husus bu "ilmi safsatalarla" İslam'ı telif etme(uzlaştırma) çabasına girișmek oluyor.
Dinin buyruklarını ve yasaklarına, ancak ve yalnız dinin buyruğu ve yasağı olduğu için uyulur. Bir Müslüman için domuz eti yememenin tek sebebi dinin bu husustaki buyruğunu yerine getirmek içindir. Başka bir şey için değil...
Dinin buyruklarını ve yasakları insanın kendiliğinden keşfedebileceği hükümler değildir. İnsan bu hükümlere kendi tecrübesi ile ulaşamaz. Öyle olsaydı domuz eti yememe hususunda dünyanın her yerinde aynı tutum benimsenirdi. İnsan, domuz etinin yenmeyeceği hususundaki hükmünü kendiliğinden getirmemiştir. Birtakım tecrübeleri sonucunda da bu etin yasaklanması gerektiği sonucuna ulaşmamıştır. Yani domuz eti yememek veya içki içmemek, insan tabiatının ve mantığının zaruri bir neticesi değildir. Nitekim bunun böyle olmadığını, halen milyonlarca gayrimüslim insanın bu husustaki uygulaması gösteriyor. Domuz eti yememek, insanın kendi tabiatında ve mantığından gelen bir çıkarma dayanmıyor doğrudan doğruya dinin bu husustaki HARAM hükmüne dayanıyor....