Babamın anlattığı hikayeler olmayınca uykuya dalmak benim için tek tekerlekli bisiklete binmek gibi. İnsan birini özleyince öfkelenmeye başlıyor. Çünkü zamansız yaşlanıyorsun. Ne kadar hatırlamak istesen de sesini, yüzünü ve otururken ayağını nasıl kıvırdığını unutmaya başlıyorsun. Beynin giderek küçülüyor ve küçülen beyninde sadece o kişiyi ne kadar çok özlediğin kalıyor. Turgay Amca'nın gözünde sarı nokta vardı. Anneme sarı noktanın ne anlama geldiğini sorduğumda sarı noktanın giderek büyüdüğünü ve Turgay Amca'nın zamanla kör olacağını söylemişti. Benim de beynimde siyah bir nokta var. Özlemekten giderek küçülen beynimdeki bu siyah nokta hızla büyüyor ve beynim körleşiyor. Körleşmem de önlenemiyor. Çok özlüyorum nokta. Çok çok özlüyorum siyah nokta. Siyah nokta.
Öldükten sonra babaların eve girmesine hangi Allah izin veriyorsa ona inanacağım. (...) Acımı anlatacak kadar şarkı, teşekkür edecek kadar İngilizce biliyorum ama acımı geçirecek kadar şarkı, derdimi anlatacak kadar Türkçe bilmiyorum.
İçimde kötü, çok kötü; kara kedi, ağlayan çocuk resmi, ters dönmüş terlik, evde açılmış şemsiye gibi uğursuz bir his var. Babamın öldüğünü karnımda hissediyorum.