Merve

Dünyanın sıkıntı ve acılarına üzülmeyiz. Zira bir gün kesilir. Yine dünya malına ve nimetine de sevinmeyin. O da yok olacaktır. Ölüm kendisini kovaladığı halde dünyayı isteyenlerle kendisi gözetlendiği halde gafil davranan kimselere şaşarım. 
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ey insanlar! Düşünüp taşınarak amel ediniz. Allah’tan korkarak durunuz. Uzun emellerle aldanarak, ecelin birgün kapınızı çalacağını unutmayın. Dünyaya meyletmeyiniz. Çünkü dünya gayet katı ve aldatıcıdır. Sizi aldatarak gözünüzü boyar. Kuruntularıyla sizi fitneye düşürür. Nişanlısına süslenen kız gibi kendisini isteyene süslenir. Böylece gözler ona bakar, kalpler ona kapılır, nefisler ona âşık olur. Oysa dünya nice âşığın kanına girmiş, nice ona gönlünü kaptıranı yüz üstü bırakmıştır. Ona hakikat gözü ile bakınız.
Başkasına bağladığın umut, kalbine düğüm, ayağına bağdır. İnsanlara umut bağlamayı bırak da ayağın köstekten kurtulsun.
Denilir ki, namaz kılanlar çoktur ama huşû içinde kılanlar azdır. Haccedenler çoktur ama hacı kabul edilenler azdır. Kuşlar çok sayıdadır ama pek azı bülbüldür. Âlimler çoktur ama ilmiyle amel edenler azdır.
Şunu iyice bilesin, Allah Teâlâ bir çok Âyet-i Kerime’de namazda huşû ve tevazu sahibi olanları öve öve bitirememiştir. İşte bunlardan bir kaçı: “Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler.” *(Mü’minûn Sûresi, 23/2.)* “Ve onlar namazlarını hakkıyla kılmaya devam eden kimselerdir.” *(En’âm Sûresi, 6/92.)* “Onlar ki namazları üzerine devam ederler.” *(Meâric Sûresi, 70/23.)*