Merve

Toplumdaki tüm bireyler, toplumun tüm kesimleri (daha doğrusu hemen hemen tüm bireyler ve kesimler) kendinden üstün olanları taklit eder. En üstünler kimdir? Aylaklar, zengin aylaklar. Kural olarak bunlar çalışan kimselerin bildiği şeyleri bilmez. Bunlara dair konuşmalardan sıkılacakları için aylaklar bu tür sohbetleri işten bahsetmek diye karalayıp uygunsuz olarak ferman etmiştir. Yine iş kapsamına girmeyen, yani üzerine konuşulması münasip konuları da ferman ederler ki bunlar son operalar, yeni çıkmış romanlar, iskambil oyunları, bilardo, davetler, otomobiller, at yarışlari, alabalık ve orkinos balıkçılığı, avcılık, yatçılıktır ve yaz bir kenara, bunlar da aylakların iyi bildiği şeylerdir. İşin en komik tarafıysa akıllı insanların ve akıllı gibi görünenlerin çoğu aylakların kendilerine bu şekilde tahakküm etmesine izin verir. Bense bir kişinin en iyi şeyi neyse onu olmak isterim; sen ister buna işten bahseden kaba adam de, ister başka şey.
Sayfa 273 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
… Ruth'un yaşadığı, hayal kırıklığından öte bir şey değildi. Hayal kırıklığına neden olansa, şekillendirmek üzere eline aldığı adamın, kalıba sokulmayı reddetmesiydi. … Martin'in içinde büyük ve güçlü ne varsa, kız onu ya anlamamış ya da yanlış anlamıştı.
Sayfa 232 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
Alıntı
Hiç kimse tarafından korunup kollanmamış. Hep kendi başının çaresine bakmış. Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz, mesela... mesela sizinki gibi olmaz."
Sayfa 121 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
Alıntı
Sonra bir gün, hiç işaret vermeden aralarındaki uçurumun üzerine bir köprü kuruldu; bunun sonrasında o boşluk varlığını sürdürmekle beraber artık küçülmüştü. Kocaman, lezzetli, koyu şarap rengi suyu olan vişnelerden yiyorlardı. Ruth ona "Prenses" şiirini okurken Martin'in gözüne, kızın dudaklarını boyayan vişne suyu koyusu ilişti. Bir anda kızın bütün ilahiliği paramparça oldu. O da topraktandı netice itibariyle, Martin'le ve topraktan meydana gelen herkesle birlikte aynı yasalara tabiydi. Onun da dudakları Martin'inkiler gibi ettendi, vişnenin suyu kendi dudaklarını nasıl boyuyorsa, onun dudaklarını da öyle boyuyordu. Bu durum dudakları için geçerliyse her tarafı için geçerliydi. Kadındı o, bütün kadınlar gibi bir kadındı. Aniden gelmişti bu fikir. Martin'i afallatan bir keşifti. Sanki güneşin gökten düştüğünü görmüş, sanki taptığı masumiyetin kirlendiğine tanık olmuştu.
Sayfa 114 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
Alıntı
İnsan denilen yaratığın zihninde yer etmiş olan; kendi renginin, inancının ve siyasetinin en doğrusu, en iyisi olduğuna ve dünyanın dört bir yanına dağılmış diğer tüm insanların kendisinden daha talihsiz konumlara sahip olduğuna inanmasını sağlayan o yaygın dar görüşlülük, Ruth'da da vardı. Eski çağlarda kadın olarak yaratılmadıkları için Yahudilerin tanrılarına şükretmesini sağlayan, modern dönemdeyse başka tanrıların yerine yeni bir tanrı koymak için misyonerleri dünyanın en ücra köşelerine gönderen şey, işte bu dar görüşlülüktü. Ruth'un hayatın farklı bir köşesinden gelmiş bu adama biçim verip, kendi köşesinde yaşayan adamlara benzetme arzusu da yine aynı dar görüşlülükten kaynaklanıyordu.
Sayfa 86 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam