Merve

Ya ben yaşadığım hayatı anlayamadım ya da bu hayatın hiçbir değeri yoktu.
Sayfa 227 - Türkiye iş bankası·Kitabı okudu
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Her duydukları şey üzerinde inceden inceye fikir yürütürler, ama aslında hiçbir şeyle de candan ilgilendikleri yoktur. Ha böyle gürültü patırtı etmişler, ha uyumuşlar, hepsi bir. Konuştukları şeyler kiralanmış elbiseler gibi, kendi malları değildir. Yapacak işleri olmadığı için güçlerini öteye beriye harcarlar. Her şeye sarılan ilgileri, ruhlarının boşluğunu ve sevgi yoksulluklarını kapayan bir örtüdür. Ama orta halli bir yol seçmek ve orada derin bir iz bırakarak yürümek işlerine gelmez; çünkü böylesi can sıkar, göze çarpmaz; çok şey bilmek o zaman işe yaramaz, gösterişe yer kalmaz.
Sayfa 216 - Türkiye iş bankası·Kitabı okudu
Alıntı
İlya İlyiç masaya oturdu. Çarçabuk yazmaya başladı "Sayın bay..." - Ne pis mürekkep, dedi. Bir daha aklını başına topla da işini temiz yap. Biraz düşündü, sonra yeniden yazmaya koyuldu: "Evinizin ikinci katında işgal etmekte bulunduğum ve sizin, içinde bazı tadilatlar yapmak niyetinde bulunduğunuz daire, benim yaşayış tarzıma ve uzun zaman bu evde oturmakla edindiğim alışkanlırlara uygundur. Uşağım Zahar Trofimiç'ten öğrendim ki, siz kendisine söylemişsiniz ki, işgal ettiğim daire..." Oblomov durdu ve yazdığını okudu: -Olmadı, dedi. İki defa "bulunmak”, iki defa da üst üste "ki" kullanmışım. Biraz mırıldanıp kelimelerin yerini değiştirdi: İşgal ettiğim eve aitmiş gibi oldu... Gene olmadı... Oblomov onu bir şekle soktu, sonra "ki"leri bire indirmenin çaresini aradı. Bir kelimeyi sildi, tekrar koydu. "Ki"nin yerini üç defa değiştirdi. Bu sefer de cümlenin anlamı bozuluyor ya da karşısına başka bir "ki" daha çıkıyordu.
Sayfa 96 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
Alıntı
İsmini ilk defa duyan adam hemen unutuverirdi. Adıyla birlikte yüzü de, sözleri de hatırdan çıkardı. Geldiği yerde bir sey değişmez, gittiği yerden bir şey eksilmezdi. Görünüşü gibi zekasının da hiç rengi, özelligi, kişiliği yoktu. Çevresindekileri gördüğü ve işittiği şeylerle de eğlendiremiyordu, çünkü Petersburg'da doğmuş ve bir yere gitmemişti; bu yüzden baskalarının gördüğü ve işittiği, bildiği şeylerden başka bir şey bilmiyordu. Böyle bir insan sevilir mi, sever mi, nefret eder mi, aci çeker mi? Herhalde sever de, nefret de eder, acı da çeker; çünkü hiç kimse bunlarsız edemez. Fakat nasıl oluyor da bu adam herkesi sevmenin kolayını buluyor? Böyleleri insanlarda bir tür düşmanlık ve öç alma duyguları uyandırır. Onlara ne kötülük etseniz gene gelir size sokulurlar. Ama şu da var ki, duyduklar sevgiyi sıcak, soğuk diye ölçmeye kalkarsak, bunlarinki hiçbir zaman ortayı aşmaz. Herkesi sevdikleri için iyi insan sayılırlar; oysa kimseyi sevmezler ve kötü olmadıkları için iyidirler. Böyle bir adamın önünde bir fakire sadaka verirseniz o da verir; ama küfredin, alay edin, o da ayni şeyi yapar. Ona zengin denemez; çünkü zengin değil, fakirdir; ama tam fakir de denemez, çünkü ondan daha fakirleri de çoktur.
Sayfa 34 - Türkiye iş bankası·Kitabı okudu
Alıntı
Oblomov kendi kendine konuştu: - Zavallı dostum, batmışsın sen, boğazına kadar batmışsın batağa, gidiyorsun. Biçare, işinden başka hiçbir şey göremez, duyamaz, konuşamaz olmuş. Ama böylesinin yolu açıktır, yakında büyük işler başarır, en yüksek mevkilere yükselir... Bizde buna meslek sahibi olmak diyorlar. Bunun için zekâya, iradeye, ruha gerek yok; bütün bunlar lüks. Bu adamın hayatı böyle geçip gidecek ve ruhunun birçok yanı hiçbir zaman açılmayacak... On ikiden beşe kadar dairede iş, sekizden on ikiye kadar da evde, vah zavallı!
Sayfa 29 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu