“Peki, kim bu vahşi katliama sebep olanlar? Krallar, nazırlar, paşalar mı? Hayır, milyon kere hayır! Asıl suçlu kadınlar. Dünyanın bütün anaları. Çünkü oğullarına kadınların efendisi olmadıklarını öğretmediler. Aksine dünyanın bütün nimetlerinin onun için yaratıldığına inandırdılar onları. Böylece kendilerini doğuranın da bir kadın olduğunu unutup, kadını horlayan, döven, söven, ezen bir mahlukat yarattılar. Canı ne isterse yapabilir onlar. Çünkü erkektir. İsterse ihanet, namus, gurur teranesiyle koynuna aldığı kadını öldürmek bile hakkıdır. Çünkü o erkektir. Tanrıdan sonra gelen en yücedir! Ya öteki? Öteki alt tarafı ‘avrat kısmı’dır. Erkeğin kulu, kölesi, elinin kiridir. Atılabilir. Satılabilir. İşte bütün mesele kadınları mal gören bu kabullenmedir. Anaların boyun eğmişliğidir. İşte bu yüzden anasının kınalı kuzusu olan erkeklerin hepsi, başka anaların kuzularını boğazlıyor.”
“...Aslında aşkların çoğu kaynağını bundan alır. Sevilmeyi sever insanlar. Böylece kendi seçtiklerine değil, onları sevme cesareti gösterene aşık olurlar.”