"keşke hiç olmasaydın şu dünyada, keşke sana hiç rastlamasaydım, keşke canlı bir varlık olacak yerde esinli bir ressamın yarattığı bir tablo olsaydın. o zaman resminin önünden hiç ayrılmaz, sonsuzcasına sana bakardım... öper, öperdim seni. sonsuz güzel bir düş gibi seni yaşar, seni solur ve... mutlu olurdum. başkaca hiçbir isteğim olmazdı hayattan."
kafasında dünyevi hiçbir düşünce kalmamıştı; içini dağlayan ateş de dünyevi bir ateş değildi; şu anda o, sınırları belirsiz tinsel bir aşk gereksinimiyle içi dolup taşan kirlenmemiş, tertemiz bir gençti.