bir kere sevdaya tutulmaya gör;
ateşlere yandığının resmidir.
aşık dediğin, Mecnun misali kör;
ne bilsin alemde ne mevsimidir.
dünya bir yana, o hayal bir yana;
bir meşaledir pervaneyim ona.
altında bir ömür dönedolana
ağladığım yer penceresi midir?
bir köşeye mahzun çekilen için,
yemekten içmekten kesilen için,
sensiz uykuyu haram bilen için,
ayrılık ölümün diğer ismidir
gökyüzüne ağaç desen türkülerinde,
ağaca gökyüzü,
bir şey değişmiş olmaz
pencereden baktığın zaman.
ne kuşlar şaşırır dallarını,
ne yıldızları koparmak mümkün olur.
eksilmez etrafta yeşillik;
bu kubbenin maviliği devam eder.
mevsimin tam lâle zamanı,
seçtim bir akşam Sâdâbat'tan,
koltuğumda Nedim divanı.
sorma ne kalmış o hayattan?
ne def-i gam eyIiyen şarap,
ne mesti-naz ... Sâdâbat harap.
sâdâbat değil, Kâğıthane;
çingenenin fal baktığı yer;
lâle devri ancak efsane.
koca Nedim? n'oldu o günler?
dilde lezzet bunca mısraın
söylemiyor nerde mezarın.
yalnız kendi başın mı dertli sanırsın,
gölgesi yeryüzünde âvâre insan?
taş da istemezdi yosun tuttuğunu;
solmakta her çiçek kokusu uçunca.
tasadır ağaca rüzgârda yaprağı;
her kuş yanar az çok ölen yavrusuna;
sivrisinek de halinden memnun değil;
vızıltısı şikâyet makamındadır.