Durumun daha da kötüye gittiği örüntüleri öğreniyoruz, böylece üstüne basmadan ya da yakalanmadan önce, tuzakları, kafesleri ve yemleri hissedebileceğimiz bir güçle yola devam edebiliyoruz.
Bizler çok ciltli kitap takımlarıyız. Hayatımızın bir bölümü duvara toslayıp yansa da, her zaman bizi bekleyen bir bölüm ve sonra başka bir bölüm daha vardır.
Yeni bir şeyi tekrar ekmek ve büyütmek için en iyi topraktır dip. Bu anlamda dibe vurmak, son derece acı verici olsa da, aynı zamanda tohum ekmenin zeminidir.
Ayrıca birçok kadının özünde ‘aç’ olduğu konusunda hemfikir olmam gerekir. Ama kadınlar belli bir büyüklük, biçim ya da boy için veya klişelere uymak için açlık çekmekten çok, kendilerini kuşatan kültürden temel bir saygı görememenin açlığını çekerler. İçerideki ‘aç’, saygı görmeyi, kabul edilmeyi ve en azından klişeleştirilmeden karşılanmayı özlemektedir. Eğer gerçekten ‘dışarı çıkmak’ için feryat eden bir kadın varsa, bu feryadı başkalarının onun kendi bedenine, yüzüne, yaşına yönelik saygısız yansıtmaların sona ermesi içindir.