Bu kitabı öğrencilerimle kütüphaneler haftası boyunca okumaya karar vermiştim fakat ikinci okumadan sonra bu kararımdan emin olamadım.
Beni tereddüte sürükleyen en temel sebep, olaylar arkasındaki geçişlerin çok hızlı olması ve hayal gücü unsurunu desteklemek adına gerçeklikten oldukça sapılması oldu. Bu sapmayla birlikte abartılı bir şekilde sunulan olaylar silsilesini bir yetişkin olarak içselleştiremedim ve sanırım bir çocuk olsam da babaannenin başından geçen serüvenleri içselleştiremezdim.
Kitaptaki olaylar serisini incelediğimizde, babaannenin yaşadıkları o kadar büyük bir bölümü kapsıyor ki çocuğun ayva ile yapacaklarına bir türlü sıra gelmiyor. Sayfalar ilerledikçe mutlaka çekirdeklerin ekilerek, “Ağaç dikelim.” mesajı verileceğini anlıyorsunuz. Küçük okurların gözünden de kaçmayacaktır ve sonu beklediğimiz gibi bittiği için memnun ve mutlu hissettirmiyor.
Peki, hiç mi güzel bir kısım yoktu? Bana göre kitabın en güzel yeri çocuğun ayvayı bütünüyle yemesiydi. Derin bir ohh dedim okuyunca, bu kısım gerçekten güzel düşünüp yazılmış. Eksikleriyle birlikte kitapta bu kısmın çok güzel verildiğini düşünüyorum. Son olarak bir kitabın etkileyici yapan çarpıcı bir sondur, son aceleye getirilip 64 sayfa tamamlanmış hissi yarattı. Yine de bütünüyle bakıldığında okunabilir bir kitap olduğunu düşünüyorum. Sonuç olarak, öğrencilerime bu kitabı okutacağım. Bakalım, onlar ne düşünecekler?