Cumhuriyetin ilk zamanlarındaki doğu-batı çatışmasını İstanbul'un iki farklı semti altında anlatıyor. Bu iki semt arasında gidip gelen Neriman hem Harbiye'nin şaşalı ve modern hayatını bırakamaz hem de Fatih'teki babasıyla yaşadığı evi ve Şinasi'yi de göz ardı edemez. Ama Harbiye onu o kadar büyülemiştir ki kendi özüyle tartışmaya, çevresindekileri hor görmeye başlar. Macit'in çağırdığı bir balo vardır ve bu baloya on gün kalmıştır. Roman da bu on günü anlatıyor zaten. Bu on gün içinde Neriman'ın iç dünyasını derinlemesine görüyoruz ve karakterin neden iki taraf arasında sıkıştığını anlıyoruz. Bir yanda şehvet ve eğlence diğer yanda bağlılık ve güven...
Bir anlık mutlulukların içinde boğulmak insana huzur verir çünkü uzun süreli mutluluklar için bazı eksiklikleri görmezden gelmeniz , hayatla savaşmanız gereklidir. Bir şey için savaşmadan, anlık mutluluklarla geçirilen bir hayat herkes için çok kolaydır. Ama aynaya dönüp baktığınızda göreceğiniz tek şey yabancı birinin suretiyse? Bir insan benliğini kaybetmeye başlarsa geriye ne kalır ki. Belki de biz bu dünyada acı çekerek kendimizi görüyor, kendimizi gördükçe hayat anlamlı geliyordur. Belki de Fatih sadece bir semt değil insanın benlik arayışına cevap veren bir sorudur.