Pişmanlıkla dolu yüreğim
Altın kalpli dostlarım vardı benim
Gül dudaklı kızlar
Ve çevik delikanlılar
Şimdi o delikanlılar
Aşılmaz derelerde boğuldular
O gül dudaklı kızlar
Güllerin solduğu bahçelerde yatıyorlar
Yılan ve Güvercin adındaki üçleme serisinin ilk kitabı olan ve seriyle aynı isme sahip olan Yılan ve Güvercin kitabı daha çok seriye hoş geldin kitabı olarak başlıyor bence. Kitabın ilk yarısında karakterleri ve içinde bulundukları evreni tanıtıyorlardı. Hikayenin konusu cadı olan Louise 2 yıl önce yaşadığı yerden kaçarak hikayenin geçtiği yer olan şehire gelir. Burda ise geçimini hırsızlık yaparak geçirir. Yalnız cadı olduğunu gizlemesi gerekiyordur çünkü bu evrende cadılar birer yaratık olarak görülür ve yakılarak öldürülür. Bir gün bir hırsızlık esnasında yakalanır ve serbest bırakılması için bir Chasseur (Cadı avcısı) olan Reid ile evlenmesi gerekiyordur. Kitapta olaylar her iki karakterin ağzından da anlatılıyor ve o sırada kendi düşüncelerini ve amaçlarını öğrenebiliyoruz.
Benim düşünceme gelicek olursak bence ortalama bir kitaptı. Gerçekten sürükleyici yerleri vardı ama dediğim gibi serinin ilk kitabı olduğu için yarısı daha çok hafif olaylarla geçiyor. Beni rahatsız eden şey bu ikilinin arasındaki dinamikti. Karşılaştıkları andan beri birbirinden nefret eden iki kişi bir anda çok fazla yakınlaşmaya başladı ve ne siz olduğunu bilmeden birbirlerine deli gibi aşık olmaya başladı. Aralarındaki samimiyet biraz sönük geldi bence. Bunu bir kenara bırakırsak ortalama bir kitap denilebilir. Benim gibi yeni yeni fantastik okumaya başlıyorsanız size bu kitabı öneririm. Kitap çok hafifti ve pek dile yabancı kaçan bir kelime yoktu. Kendine has bir özelliği olduğunu sanmıyorum. Evreni pek kendini yansıtmadı. Seriyi devam ettirmek istiyorum ama tamamını okuyabilir miyim emin değilim