Bilgisayar göğsünün üzerindeydi, başı ise bir kan gölünün içinde. Yüzünde inanılmaz mutlu bir ifade vardı. Gülümsüyordu. Sanırım kız kardeşine gülümsüyordu. Öyle olduğuna inanmak istedim.
Ama beni kanatlarına alıp havalandıracaklarını bilsem, bulutlara, bulutların ardına, ayın, yıldızların, güneşin çok ötesine, kardeşimin gezip dolaştığı semalara uçuracaklarını, hemen barış ilan edeceğim martılara.