uzun aralıklarla okuduğum için mi bilmiyorum, başından sonuna kadar kitabın ne anlatmaya çalıştığını, karakterlerin düşüncelerinin ve hareketlerinin amaçlarını bir türlü anlayamadım. açıkçası bana ağır geldi bu kitap. ağır geldiğini kitabın yarısına gelmeden farketmeme rağmen kitapları yarım bırakmayı sevmediğim için okumaya devam ettim. kitabı sevmememin sebeplerinden birisi de okumak için yanlış mevsim seçmiş olmam. dostoyevski’nin kitapları insanın içini karartan kış günlerinde okunduğunda kitabın karamsarlığıyla uyum sağlayıp zevkli bir hale gelebiliyor ama çiçeklerin güzel kokularını saçtığı, kuşların şarkılar söylediği, insanın kendisini dışarıya atmak istediği güneşli günlerde okumaya çalışmak tam bir işkenceye dönüşebiliyor.