Nisan Yağmur

Nisan Yağmur
Yerliler, mutantların kendilerine özgü özelliklere sahip olduklarını düşünürler. Bunlardan birincisi, mutantların artık uzun süre açık havada yaşayamamasıdır. Pek çok mutant, yağmurun altında çıplak durmanın nasıl bir duygu olduğunu tatmadan bu dünyadan göçer giderler. Onlar, zamanlarını yapay biçimde ısıtılmış veya soğutulmuş yapılarda geçirirler ve dışarıya çıktıklarında normal bir sıcaklıkta bile başlarına güneş geçer. İkinci özellikleri mutantların artık Gerçek İnsanlar’ın sahip olduğu iyi sindirim sistemine sahip olmamalarıdır. Onlar yiyecekleri toz haline getirir, eritir, kimyasal işlemler uygular ve saklarlar. Doğal besinlerden daha fazla doğal olmayan besinler tüketirler. Hatta bu konuda o kadar ileri gitmişlerdir ki, temel gıdalara ve havadaki polenlere karşı alerjiler geliştirmişlerdir. Kimi zaman mutantların bebekleri, annelerinin sütlerini bile sindiremezler. Mutantlar sınırlı bir anlayışa sahiptirler, çünkü zamanı kendilerine ait bir sistemle ölçerler. Bugünün dışında bir kavramı algılayamazlar ve bu nedenle yarını hiç önem vermeden yok ederler. Ama bugünün insanlarıyla başlangıçtaki halleri arasındaki en büyük fark, mutantların korkuyu tanımasıdır. Gerçek İnsanlar korkmazlar. Mutantlar, kendi çocuklarını tehdit ederler. Onların yasal yaptırımlara ve cezaevlerine gereksinimleri vardır. Hatta hükümet güvenliği bile başka ülkeleri silahla tehdit etmeye dayanır. Kabileye göre, korku, hayvanlar dünyasına ait bir duygudur ve hayatta kalabilme mücadelelerinde önemli bir rol oynar. İnsanlar Tanrısal Birliği tamsalar ve evrenin gelişigüzel ilerleyen bir olgu değil, ayrıntılarıyla belirlenmiş bir tasarım olduğunu bilseler, hiç korkmazlar. İnsanın inancı ya vardır ya yoktur; ikisi birden olmaz. Yerlilerin inancına göre maddesel nesneler korkuya yol açar. İnsanlar ne
Reklam
Kabilenin her üyesi yılın bir gününde kutlanıyordu; bu onun yaşgününde yapılmıyor, daha çok yeteneğinin tanınması, topluluğa katkısı ya da ruhsal gelişmesinde bir adım daha ileriye gitmesi gibi durumlarda gerçekleşen bir kutlama oluyordu. Onlar yaşlandıkları için şenlikler yapmıyorlardı, önem verip kutladıkları tek şey, sadece daha iyi olmaktı
Bir sınavı geçmenin tek yolu bu sınava girmektir. Her düzeydeki sınav, sen onu geçene dek şu veya bu biçimde yinelenir
Mutantlar, tanrının adı, tanrının evi, tanrının günü ve tanrının ayini yüzünden tartışırlar. O yeryüzüne inmiş midir ki? Ona ait öykülerden nasıl bir anlam çıkarılabilir? Gerçek gerçektir. Sen birinin canını acıtırsan, kendi canını acıtırsın. Birine yardım edersen, kendine yardım edersin. Kan ve kemik tüm insanlarda bulunur. Farklı olan yürek ve niyettir.
Bizler birlik içersinde düz bir yolda yürüyoruz. Mutantlar pek çok değişik inançlara sahiptirler; onlar, ‘senin yolun benimkinden değişik, ’ derler, ‘senin Kurtarıcın benim Kurtarıcım değildir, senin daiman benim daimamdan farklıdır, ’ derler. Oysa gerçek şudur ki, tüm yaşam tek bir yaşamdır.
Reklam