Mehmet Sinan Çoban

Mehmet Sinan Çoban
@msinancoban
But danger lurks when something: 1.registers as an especially 'value',that is, exaggerated version of a thing that our ancestors (and we) evolved to find irresistible (high calorie food, sexual arousal) 2.is available conveniently in limitless supply (not found in nature) 3.comes in lots of varieties (abundant novelty) 4.and we chronically overconsume it.
Sayfa 80·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
-Şapkaları çıkarın! Şapkaları çıkarın! diye bağırıyordu binlerce ağız birden. Âdeta bir kraldım. O sırada ben de iğrenç bir şekilde güldüm ve rahibe: -Onlar şapkalarını çıkarıyor, ben de kellemi, dedim.
Sayfa 73·Kitabı okudu
eşek ile öküzün hikayesi
Hayvanların birbirlerine söylediklerini anlayabilen bu çiftçi ne konuştuklarını dinlemek için her akşam çiftlikte do­ laşır. Bir akşam öküz işinin ne kadar ağır olduğuyla ilgili eşeğe yakınmaktadır: Her gün sabahtan akşama saban çeki­ yorum. Hava ne kadar sıcak olursa olsun, bacaklarım ne ka­ dar ağrırsa ağrısın, boyunduruk canımı ne kadar acıtırsa acıt­ sın gene de çalışmak zorundayım. Oysa senin çok boş za­ manın var. Sırtında rengarenk bir battaniye efendimizigitmek istediği yere götürmekten başka iş yapmazsın. O bir yere gitmezse sen de dinlenir, bütün gün otlanır durursun.' Eşek, çiftesinin pek çetin olmasına karşın, iyi bir yaratık­ tı; öküze acıdı. 'Dostum,' dedi, 'sen çok çalışıyorsun, işini azaltmak için sana yardım etmek isterim. Onun için sana bir gün dinlenmenin yolunu göstereyim. Sabah köle seni alma­ ya geldiği zaman yere yat ve öyle çok böğür ki efendine hasta olduğunu, çalışamayacağını söylesin.' Öküzün, eşeğin bu öğüdünü uygulaması üzerine üzeri­ ne ertesi sabah köle çiftliğe dönüp öküzün hasta olduğunu sabanı çekemeyeceğini söyledi. "'Öyleyse' dedi çiftçi, 'eşeği sabana koş; toprağın sürül­ mesi gerek.'" Arkadaşına yardım etmekten başka amacı olmayan eşek bütün gün boyunca öküzün işini yaptı. Akşam olup da sa­ handan kurtulduğunda yüreğinin acıdığını hissediyor, ba­ cakları ağrıyor ve boyunduruğun boynuna sürtünmesiyle açılan yara canını acıtıyordu. Çiftçi konuşulanlan dinlemek için gene dolaşmaya çık­ mıştı. İlk konuşan öküz oldu. 'Sen iyi bir dostsun. Bana verdi­ ğin öğüt sayesinde bütün gün yan gelip yattım.' "'Ve ben,' diye öfkeyle patladı eşek, 'bir arkadaşa yardmı etmek üzere yola çıkan ama, onun yerine onun
Yardımlaşmak
ALTININ BEŞ YASASI 1. Altın, kendi ve ailesinin geleceği için servet yap­mak üzere gelirinin onda birini bir kenara ayıran her­kese seve seve ve artarak gelir. II. Altın, kendisine karlı bir iş bulan akıllı sahibi için dirençle ve istekle çalışır; otlaklardaki sürüler gi­bi hızla çoğalır. Bir köşede altını olan herkesin ayağına karlı yatırımlar yapacağı fırsatlar gelir. Altın yıllar geçtikçe kendisini şaşırtıcı bir biçimde çoğaltır III . Altın , nasıl yatırım yapılacağını bilen akıllı adamların sözlerine kulak vererek yatırım yapan dik­katli sahibinin koruyuculuğuna tutunur kalır. Altınını bir işe yatırmadan önce akıllı adamların öğüdünü alan biri servetini tehlikeye atmamayı, onu güvence altına almayı kısa zamanda öğrenir ve düzen­li olarak artışını sevinçle izler." IV. Altın, bilmediği, görmediği işlere ya da amaçla­ra yatırım yapan ya da bilenlerin öğüdünü almayan kimselerden kaçar. Altını olan, ama kullanımı konusunda beceriksiz olan birine önüne çıkan her iş karlı gibi görünür. Oysa bunlar çoğunlukla risk taşıyan, sorunlu işlerdir; Altını ustalıkla kullanmasını bilenlerin öğütlerini alarak yatırım yapan insa­na, 'akıllı' denir. V. Altın, kendisini olanaksız kazançlar için zorla­yan ya da üçkağıtçıların,dolandırıcıların çekici öneri­lerine kapılan ya da kendi deneyimsizliğine ya da ro­mantik yatırım düşlerine emanet eden adamdan uzak durur.
Zenginlik
Yoksullarınkine benzemeyen şık giysiler var üstünde. Başarılı biri gibi konuşuyorsun. Söyle bize, üşengeçlik kulağına fısıldadığı zaman hala onu dinliyor musun?" "Hayvan alıcısı dostumuz gibi ben de üşengeçliği tanı­ mak ve yenmek zorunda kaldım," diye karşılık verdi tacir. "Benim için, yapacağım işi engellemek amacıyla her an te­ tikte bekleyen bir düşmandı. Anlattığım öykü fırsat kaçırdı­ ğım pek çok benzer olaydan yalnızca biri. Anladıktan son­ ra düşmanı yenmek zor değil. Hiç kimse bir hırsızın buğday dolu çuvallarını çalmasına isteyerek izin vermez. Aynı bi­ çimde hiç kimse bir düşmanın müşterilerini kaçırmasına ve onu kazancından etmesine isteyerek göz yummaz. Bütün bunları yapanın düşmanım olduğunu anlayınca onu yen­ mekte zorlanmadım. Onun için her erkek Babil'in zengin hazinelerinden pay almayı düşünmeden önce içindeki üşengeçlik ruhunun efendisi olmayı öğrenmelidir.
Atalet