Eğer ilk defa Hasan Ali Toptaş okuyorsanız, şimdiden uyarayım klasik bir roman beklemeyin. Kitapta, bir garip anadolu ailesinin, sebebi bilinmeyen bir felaketi kaleme alınmış. Eğer beklentiniz, bu felaketin neden olduğunu öğrenmek ve içinizi rahatlatmaksa, boşuna beklemeyin. Eğer yazarın başka kitaplarını okuduysanız zaten üslubuna aşinasınızdır. Aslında amacının sizi rahatsız etmek, bir şeyilerin farkına varmanızı sağlamaya çalışmak olduğunu çok rahat görebilirsiniz. İnsanlardaki seyir merakının, bu merakın insanları nasıl acımasızlaştırdığının ve bunca acımasızlıktan çaresizlikten beslenen, bunu da umarsızca yapan insanların aslında her birinin biz olduğumuzu okurken anlayabilirsiniz. Müthiş bir konu, müthiş bir üslup
Beni Kör KuyulardaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202011,4bin okunma
İçinde çırpınıp döndüğüm dünya kitabından sonra Şükrü Erbaş okumam gerektiğini anlamıştım zaten. Bu kitap da tam olarak doğru anladığımın göstergesi oldu. Kitabın ilerleyen bölümlerinde şair-yazar incelemesi yaptığı kısımlar bana biraz sıkıcı gelse de, ilk bölümlerde ele aldığı konular, üslup ve duygu betimlemeleri mükemmel. Yalnızlığın, içine kapanıklığın, güvensizliğin insanda bıraktığı etkileri, tahribatı her seferinde " hakikaten böyle oluyor " diyerek takip ettim. "Konuşmaktan korkmak, güçsüzlüğün insan ruhunda açtığı en derin çukurdur " sözünden yeterince anlaşılıyordur herhalde. " Çukur büyüdükçe büyür insanın yıkımı" diye biten yazısından. Umarım haklısındır Şükrü Erbaş. Umarım insanın acısını insan alır
Konuşmaktan korkmak, güçsüzlüğün insan ruhunda açtığı en derin çukurdur. Kimse bu çukuru başkasının gücüyle dolduramaz ve ne gariptir ki çukur büyüdükçe büyür insanın yıkımı
Herkesin başkasının acısuna bakarak kendini rahatlattığı, başkasının sevincinden pay çıkarmaya çalıştığı bir bulanık zamanda, üstüne titrediği her şeyi bana yüklemişti. Bir yağmur damlasını tutar gibi alırdı yüzümü avuçlarına