Beyin gerçekten çok garip bir organdı. Vücuttan gelen tüm ağrıları hissedebilmesine rağmen kendi ağrısını hissedemezdi. Çünkü beyin üzerinde ağrıyı algılayacak yapılar yoktu.
Rakiplerimiz, mağlubiyetlerinden bile zafer destanları, kahramanlık menkıbeleri çıkarıp kitaplar doldururken, hayali zafer tabloları ressamların fırçasından tuale akarken, bizim her biri gerçekten kahramanlık abidesi olan zaferleri adeta geçiştirmemiz, "Geçmişe mazi derler" safsatasıyla tarihe gerektiği kadar eğilmememiz, övünmek şöyle dursun zaman zaman geçmişimize dil uzatmaya, adeta ondan utanmaya itilmemiz, affedilir gibi değildir.
... Herkes benden titrerken, nasıl oluyor da sen beni titretmeyi başarabiliyorsun?"
Zembilli Hoca, elini sakalına atıp şöyle bir sıvazladıktan sonra, cevap veriyor:
" Çünkü sen padişahlığınla güçlüsün, padişahlığa dayanıyorsun; ben ise Allah'a dayanmışım, gücümü Allah'tan alıyorum; bir gün padişahlığın biterse gücün de biter, Allah’ın gücü ise hiç bitmez."