çünkü arzuladığı şey bilgi değil bir olmaktı, tabletlerdeki yazıları değil, insanın bildiği hiçbir dilde yazılamayacak bir şeyi, onunla birleşmeyi istiyordu, ki bu da bilgidir.
istese de istemese de, denizin böyle yavaşça aşındırdığı bu çıkıntıya gelmek ve orada tek başına, terk edilmiş bir deniz kuşu gibi durmak onun kaderi, onun özeliğiydi.